← Back to learning pathTurkish A2 · Lesson 45
İçin, Gibi, Kadar, Göre
Four small words that make Turkish sentences much more precise
Goal: Explain who or what something is for, express purpose, show similarity or degree, and give a personal opinion or perspective.
Four meanings
Bu hediye senin için.This gift is for you.
Senin gibi sakinim.I am calm like you.
Senin kadar hızlı değilim.I am not as fast as you.
Bana göre çok güzel.In my opinion, it is very beautiful.
Notice the pronouns:
benim için · benim gibi · benim kadar · bana göre
İçin · For
Bu Kimin İçin?
Say who benefits from something or why it matters
PersonWith içinExample
benbenim içinBu benim için önemli.
sensenin içinSenin için kahve aldım.
oonun içinOnun için bir yer ayırdık.
bizbizim içinBizim için sorun değil.
sizsizin içinSizin için ne yapabilirim?
onlaronlar içinOnlar için yemek yaptım.
Noun + için: çocuklar için · ders için · doğum günü için · sağlık için.
The noun stays plain: arkadaşım için.
Purpose with İçin
Türkçe Öğrenmek İçin
Explain the purpose of an action
verb + -mak/-mek+için+main action
Türkçe öğrenmek için ders alıyorum.I take lessons to learn Turkish.
Dinlenmek için eve gittim.I went home to rest.
Ekmek almak için markete gidiyorum.I am going to the market to buy bread.
Seni görmek için geldim.I came to see you.
Purpose answers “Why?”
— Neden markete gidiyorsun?
— Ekmek almak için.
Gibi · Like / As
Senin Gibi
Show that people, things or situations are similar
Çocuk gibi mutlu.He/She is happy like a child.
Senin gibi düşünüyorum.I think like you.
Bu çanta deri gibi görünüyor.This bag looks like leather.
Her zamanki gibi geç geldi.He/She arrived late as usual.
Pronouns use the possessive form: benim gibi · senin gibi · onun gibi · bizim gibi · sizin gibi · onlar gibi.
Kadar · As…As / This Much
Senin Kadar Hızlı
Compare equal degree or talk about an amount
Senin kadar hızlı koşuyorum.I run as fast as you.
Bu film diğeri kadar uzun değil.This film is not as long as the other one.
Bu kadar yeter.This much is enough.
Ne kadar su istiyorsun?How much water do you want?
Pronouns: benim kadar · senin kadar · onun kadar · bizim kadar · sizin kadar · onlar kadar.
Negative comparison: Senin kadar hızlı değilim.
Göre · According To
Bana Göre
Give an opinion, perspective or reference point
PersonWith göreExample
benbana göreBana göre çok pahalı.
sensana göreSana göre hangisi daha iyi?
oona göreOna göre sorun yok.
bizbize göreBize göre plan hazır.
sizsize göreSize göre doğru mu?
onlaronlara göreOnlara göre hava soğuk.
Göre needs the direction ending -(y)A:
ben → bana göre · sen → sana göre · plan → plana göre · hava durumu → hava durumuna göre.
Reading
Herkese Göre Farklı Bir Gün
Find purpose, similarity, degree and perspective in context
New Vocabulary / Yeni Kelimeler
bağış — donation · gönüllü — volunteer · stant — stand/stall · düzenlemek — to organise · ziyaretçi — visitor
Cumartesi günü mahallede küçük bir etkinlik vardı. Etkinlik çocuklar için düzenlendi. İnsanlar bağış toplamak için yiyecek ve içecek sattılar.
Nora gönüllü olarak çalıştı. Sabah erkenden geldi. Onun gibi birkaç kişi daha stantları hazırladı. Nora’nın standı diğerleri kadar büyük değildi ama çok renkliydi.
Öğleden sonra çok ziyaretçi geldi. Çocuklar için oyunlar, yetişkinler için müzik vardı. Bazı ziyaretçilere göre müzik biraz yüksekti. Nora’ya göre ise atmosfer çok eğlenceliydi.
Günün sonunda herkes yorgundu. Buna rağmen etkinlik için tekrar buluşmak istediler. Toplanan para onlar için çok önemliydi.
Production & Review
Dört Kelime, Dört Anlam
Choose the meaning you need
Write about one decision
Choose a restaurant, trip, course or event. Write six sentences using için, gibi, kadar and göre at least once.
Answer Key
Page 1: senin için; senin gibi; bana göre. Page 2: senin için; benim için; onlar için; arkadaşım için; sizin/senin için. Page 3: spor yapmak için; arkadaşımı görmek için; sınavı geçmek için; soru sormak için. Page 4: senin gibi; gibi; onlar gibi; annesi gibi; her zamanki gibi. Page 5: senin kadar; bu kadar; ne kadar; o restoran kadar; onun kadar. Page 6: bana göre; sana göre; göre; plana göre; onlara göre.
Can-do: I can express purpose, similarity, equal degree and personal perspective with the correct pronoun forms.